Kendimi ve geride biraktiklarimi dusunemeyecek kadar hizli bir hafta gecirdim burada. Gelir gelmez bir hostele yerlestim ve yakin arkadasim Kaan'la ev bulamadigimiz icin hala orda kaliyorum. Buradaki ev kiralama prosedurlerini dusununce de birkac hafta daha oradayim gibi gozukuyor. Eger sansimiz iyi giderse bu hafta icinde kendimize kafamiza yatan guzel bir ev bulacagiz.
Melbourne cok guzel bir sehir. Kisaca bahsetmek gerekirse burasi ne Amerika, ne Avrupa, ne de baska bir yere benziyor. Ama ayrica hepsine de benziyor. Biraz kafam karismis durumda buranin tam olarak ne oldugunu anlamaya calisirken. Yarim saatte degisebilen havasi gibi iki blok yurudugunuzde sehrin dokusu da degisebiliyor. Su an Melbourne'u tek bir kelimeyle tanimlamaya calisirsam 'garip' diyebilirim ancak.
Dusununce hersey ters burada. Trafik ters yonden akiyor, mevsimler ters.. 'Garip' iste. Ben de tersim, tersim yuzum dondu ve anlamadim. Toparlayamamaya basladim aklimi yine dusununce etrafta ne dondugunu. Ben biraz agaclari kokunden sokturen ruzgarda dolasip hava almaya cikayim, fotograflarla ayrintili bir Melbourne yazisini sonraya birakayim.
